Mutfak Defteri Tutmak ve Aile Tariflerini Korumak
Göz kararı anlatılan aile tarifleri bir kuşakta kaybolur. Mutfak defteri tutmanın yöntemi ve tarifleri kayda geçirmenin pratik yolları.
Nehir Altuntaş Güncelleme: 4 dk okuma
Her ailede birkaç yemek vardır ki kimse tarifini tam olarak bilmez. "Anneannem şöyle yapardı" diye başlayan cümleler, ölçü içermeyen, göz kararıyla anlatılan ve her tekrarda biraz daha değişen anlatılardır. Bir kuşak sonra o yemek ya kaybolur ya da tanınmayacak kadar farklılaşır. Mutfak defteri tutmak, tam olarak bu kaybı önlemek için var olan basit ama etkili bir alışkanlıktır.
Neden hafıza yetmez?
Yemek bilgisi sözlü aktarılan bir bilgidir ve sözlü aktarım her seferinde biraz aşınır. Kişi tarifi anlatırken kendi alışkanlıklarını da katar, atladığı ayrıntılar olur, önemsiz sandığı bir adımı söylemez. Oysa çoğu zaman yemeğin karakterini belirleyen tam da o atlanan adımdır.
Bir başka sorun, tarifin bağlamıyla birlikte kaybolmasıdır. Yemeğin hangi durumlarda yapıldığı, kimin sevdiği, hangi mevsimde pişirildiği bilgisi de en az ölçüler kadar değerlidir. Defter, bu bağlamı da saklayan tek araçtır.
Defterin işe yarayan hâli
Mutfak defteri, kitaptan kopyalanmış tariflerin toplandığı bir yer değildir. İşe yarayan defter, kendi mutfağınızda gerçekten pişirdiğiniz şeylerin kaydını tutar. Bu yüzden en önemli kural, yemeği yaptıktan sonra yazmaktır; öncesinde değil.
Her kaydın içinde birkaç şey mutlaka bulunmalı: kullandığınız gerçek miktarlar, ocağın hangi seviyede olduğu, ne kadar sürdüğü ve sonucun nasıl olduğu. Özellikle son kısım kritiktir. "Fazla ağır oldu", "on dakika daha pişebilirdi" gibi notlar, bir sonraki denemede tarifi ilerletir. Böylece defter bir arşiv değil, gelişen bir kayıt hâline gelir.
Aile tariflerini kayıt altına almak
Bir aile tarifini yazmanın en doğru yolu, onu yapan kişiyi izlerken not almaktır. Uzaktan sorulan tarif eksik kalır, çünkü tarif sahibi kendi otomatikleşmiş hareketlerini fark etmez. Yanında durup "şimdi ne yaptın", "ne kadar koydun", "neye göre karar verdin" diye sormak, sözlü tarifin gizli kısmını açığa çıkarır.
Göz kararı ölçüleri kayda geçirmenin pratik yolu, o anda ölçmektir. Kişi avucuna aldığı miktarı kaba boşaltır, siz onu ölçer ve yazarsınız. Kimse alışkanlığını değiştirmek zorunda kalmaz, ama ölçü artık kayıtlıdır. Aynı şekilde kıvam ve renk tarifleri de yazılmalıdır: "kenarları kabarınca", "rengi koyulaşınca" gibi ifadeler, dakikadan daha güvenilir kılavuzlardır.
Düzen kurmak
Defterin kalıcı olması için düzenli olması gerekmez, ama bulunabilir olması gerekir. En basit yöntem, defteri yemek türüne göre bölümlere ayırmak ve her kaydın başına tarih yazmaktır. Tarih, aynı yemeğin yıllar içindeki değişimini görmenizi sağlar ki bu, defterin en keyifli tarafıdır.
Kâğıt defter mi dijital not mu sorusunun tek doğru cevabı yok. Kâğıt mutfakta daha kolay kullanılır ve elektrik gerektirmez; dijital olan ise kaybolmaz ve paylaşılabilir. En sağlıklısı, kâğıt defteri asıl kayıt olarak tutup arada fotoğraflayarak yedeklemektir.
Deftere yazılması unutulan bir başka değerli bilgi, başarısız denemelerdir. Çoğu kişi yalnızca tuttuğu tarifleri kaydeder ve aynı hatayı yıllar sonra tekrarlar. Oysa neyin işe yaramadığını yazmak, en az iyi tarif kadar öğreticidir. İki satırlık bir not, ileride aynı yolu tekrar denemenizi engeller ve mutfakta harcanan zamanı gerçekten azaltır.
Defteri paylaşmak da düşünülmesi gereken bir konudur. Aile tarifleri çoğu zaman tek bir kişinin elinde toplanır ve o kişi mutfaktan çekildiğinde kayıt da ortadan kalkar. Yılda bir kez defterin bir kopyasını çıkarıp başka bir kişide bulundurmak, bu riski tamamen ortadan kaldırır. Aynı şekilde ailedeki farklı kişilerin kendi eklemelerini yapmasına izin vermek, defteri tek kişinin arşivi olmaktan çıkarıp ortak bir kayda dönüştürür ve zamanla çok daha zengin bir metin ortaya çıkar.
Bir defterin uzun vadeli değeri
Birkaç yıl tutulan bir mutfak defteri, sadece tarif deposu olmaktan çıkar. Bir evin ne yediğinin, nasıl değiştiğinin ve kimin neyi sevdiğinin kaydına dönüşür. Yeni bir eve taşınan, evden ayrılan ya da kendi mutfağını kuran biri için bu defter, herhangi bir yemek kitabından çok daha kullanışlıdır çünkü tarifleri kendi damak tadına göre denenmiş hâlde barındırır.
En önemlisi, yazmak yemek yapmayı da değiştirir. Not tutan kişi ne yaptığına daha çok dikkat eder, sonuçları karşılaştırır ve zamanla kendi tekniğini geliştirir. Yani defter, geçmişi korurken bugünkü mutfağı da iyileştirir. Başlamak için tek gereken, bu akşam pişirdiğiniz yemeği bitirdikten sonra birkaç satır yazmaktır.